21 Şubat 2010 Pazar

Görmeden Gören Beynin Sırrı ..

Doğuştan görme yetisine sahip olmayan Eşref Armağan, dünyayı tanımak için 6 yaşında resim yapmaya başladığında, bilim kitaplarını da alt üst edecek bir hayata ilk adımını attı. Parmaklarıyla dokunduğu eşyaları, önce çivilerle tahtaya çizmeye başladı, sonra da 12 yaşında kuru boya ile ilk kelebeğini yaptı. Artık dünyayı parmaklarıyla görüyor, parmaklarıyla resmediyordu.

Eşref Armağan, zamanla renk geçişleri, perspektif, gölge ve ışık oyunlarını da öğrenerek tuvaline aktardı. Resimlerindeki ileri teknik, yurtdışındaki ressamların yanı sıra bilim adamlarının da ilgisini çekmeye başladı. Öyle ki 2004 yılında Harvard Üniversitesi’ne çağrılarak, beyin ve göz taramasından geçirildi. İşte o zaman bilim adamlarını da şaşırtmayı başararak, ünlü New Scientist Dergisi’ne konu oldu. Çünkü kör insanlarda, karanlık olan beynin görme merkezi, o resim yapmaya başladığında aydınlanıyordu.

Toronto Üniversitesi’nden Prof. Dr. John Kennedy, yakın takibe aldığı Eşref Armağan’ı “Dünyada örneği olmayan istisnai bir yetenek” olarak tanımladı. Ünü giderek yayılan Armağan’ın bu gizemli yeteneği, Discovery Channel’da yayınlanan bir belgesele konu oldu.




Eşref Armağan-Dünyayı Şaşırtan Türk

16 Şubat 2010 Salı

Maymun Gözünü Açtı.. !


En çok satan kitaplar listesinde haftalarca birinci sırada yer alan Freakonomics kitabının yazarı Steven Levitt, yaklaşık bir yıl önce New *York Times'da, Yale Üniversitesinde yapılan çok ilginç bir araştırma hakkında ses getiren bir yazı yazdı. Yazının ve araştırmanın ilginç olmasının nedeni, bu araştırma para ve maymunlarla ilgili olmasi.

Keith Chen, Yale Üniversitesinde ekonomi bölümünde görev yapan bir profesör. Keith Chen'in araştırması; Maymunlara, para kullanmayı öğretmek ve bunun sayesinde topladığı bilgileri, bizlerin yani insanların, para ile olan ilişkisini karsılaştırıp, çeşitli sonuçlar çıkarmak.

Araştırma, Yale
Üniversitesinin maymun laboratuarında başlıyor. Bu laboratuarda 7 adet capuchin maymunları, bir ana ve birçok küçük deney kafeslerinde, para kullanmayı öğreniyorlar. Para olarak, gümüş renkli, somun kullanılıyor. Süreç gayet basit. Ana kafesten bir maymun alınıp, deney kafesine koyuluyor. Bu maymuna para adını verdikleri somun veriliyor. Maymun öncellikle bu somunu kokluyor, ağzına götürüyor. Bu aşamada bir tepsi içinde çeşitli yiyecekler getiriliyor: elma, üzüm ve jell-o. Amaç, bu 7 maymunun her birinin sevdiği yiyecek türünü bulmak ve bu yiyeceği elde etmek için parayı kullanmalarını sağlamak. Deney kafesindeki maymun elmayı seçiyor. Araştırmacılar, maymuna elmayı vermeden önce, elinden parayı alıp, maymuna yiyeceği veriyorlar. Bu süreç haftalarca sürüyor ve maymunlar birkaç hafta sonra, ellerindeki somunun yani paranın gücünü anlamaya başlıyorlar.

Maymunlar paranın kullanımını; araştırmacılar, en çok tercih edilen yiyeceği *öğrendikten sonra, yeni bir süreç başlıyor: fiyatlandırma. Bu yeni süreçteki amaç, maymunların, biz insanlar gibi rasyonel kararlar verip vermediğini bulabilmek. Böylece araştırmacılar, birçok maymunun tercihi olan jell-o'nun fiyatını iki somun, elmanın fiyatını yarım somun ve üzümün fiyatını ise bir somun yapıyorlar.
Buldukları sonuç ise gerçekten ilginç. Maymunlar, deney sırasında, biz insanlar gibi para harcama konusunda çoğu zaman rasyonel davranıyorlar. Parasını, en çok yiyecek alabileceği şekilde harcamaya başlıyorlar.
Maymunlar, 1 somun verip, 2 dilim elma almayı, fiyatı 2
somun olan bir adet jell-o'ya tercih etmeye başlıyor.
Buraya kadar her şey güzel!

Günlerden bir gün, yine ana kafesten, deney kafesine alınan maymun, deney kafesindeki bir tepsi içinde bulunan 12 somunu *görüp, aniden çılgına dönüyor. Paraların bulunduğu tepsiyi kapıp, ana kafese *fırlatıyor ve kendisini de ana kafese atıyor. Ana kafesteki bütün maymunlar bir anda gökten para yağdığını görüp, yere düşen paraları
kapışmaya başlıyorlar. Levitt, bunu yazısında maymun tarihinde gerçeklesen ilk "banka soygunu"(maymunun tepsiyi çalması) ve "hapishane kaçışı" (maymunun deney kafesinden, ana kafese kaçışı) olarak tanımlıyor.
Bütün bu kaos içinde araştırmacılar, ana kafesteki maymunlardan parayı geri almaya çalışıyor.
Olay biraz yatıştığı bir anda Keith Chen, hiç görmemeyi tercih ettiğini söylediği bir olaya şahit oluyor: Erkek maymunlardan biri, dişi maymunlardan birine yaklaşıp, ona elinde bulunan somunlardan birini veriyor ve bunun karşılığında dişi maymun, erkek maymunun seks teklifini
kabul ediyor! İşin ilginç yanı bu iki maymunun "işi" bittikten sonra, dişi maymun "kazandığı" parayı araştırmacıya getirip, bununla üzüm almaya çalışıyor. Chen, bu olayı maymun tarihindeki ilk "fuhuş" olarak tanımlıyor.

Üniversitenin araştırma etik bölümü, maymunlar üzerinde yapılan para araştırmasının, maymunların yaşam koşulunu, değerlerini ve gündelik yaşamlarını tamamen değiştirdiği ve zedelediği gerekçesiyle, araştırmayı iptal edip, maymunlara para verilmesini yasaklıyor. .

3 Şubat 2010 Çarşamba

Saydek Soruyor ; Örnek Aldıgınız Kişi Kim ?


Şimdi seninle İdol Kişi'nin kim olduğunu bulucaz . Hemen alt tarafa geçme, önce sayısal işlemi yap.


Ne kadar hassas işlem olduğuna şaşıracaksın ! Dikizleme ve kopyalama yok !


1) 1-9 arasında favori sayını seç

.

2) Seçtiğin sayıyı 3 ile çarp

.

3) 3 ekle

.

4) Bulduğun sayıyı tekrar 3 ile çarp (Hesap makinasını almanı bekleyebilirim

.
5) Şimdi muhtemelen iki haneli bir rakam buldun ....

.

6) Bulduğun sayının rakamlarını topla

.


Şimdi aşağıya doğru ilerle Bulduğun sayı, idol kişinin kim olduğunu aşağıdaki listeden gösterecek :




1. EİNSTEİN

.

2. OPRAH WİNFREY

.

3. SNOOPY

.

4. BİLL CLİNTON

.

5. BİLL GATES

.

6. GANDHİ

.

7. BRAD PİTT

.

8. ANGELİNA JOLİE

.
9. SaydeK
.
10. RASET SOYER


Biliyorum , biliyorum .... Bu kişiler içerisinde beni örnek aldın. Bir gün sen de benim gibi olacaksın..


Neden gülüyorsun? :)

8 Ocak 2010 Cuma

Bir Kurşunkalem Hikayesi ..


Çocuk, büyük babasının mektup yazışını izliyordu... Birden sordu: "Bizim başımızdan geçen bir olayı mı yazıyorsun? Benimle ilgili bir hikaye olma ihtimali var mı?" Büyükbaba yazmayı kesti, gülümsedi ve torununa şöyle dedi: "Doğru, senin hakkında yazıyorum. Ama kullandığım kurşun kalem yazdığım kelimelerden daha önemli. Umarım büyüdüğünde bu kalemi sen de seversin." Çocuk kaleme merakla baktı ama özel bir şey göremedi. "İyi ama bu kalem benim hayatımda gördüğüm diğer kalemlerden hiç de farklı değil ki!" "Bu tamamen nesnelere nasıl baktığınla ilgili. Bu kalemin beş önemli özelliği var ve sen de bu özellikleri kendinde benimseyebilirsen hep dünyayla barışık bir insan olursun. "Birinci özellik: Harika şeyler yapabilirsin ama attığın adımları yönlendiren bir el olduğunu asla unutma. Bizim için bu el Allah' dır ve her zaman kendi kudretiyle bizi o yönlendirir." "İkinci özellik: Zaman zaman her ne yazıyorsam durmam ve kalemimin ucunu açmam gerekir. Bu kaleme biraz acı çektirse de sonuçta daha sivri olmasını sağlar. Bu yüzden bazı acılara göğüs germeyi öğrenmelisin. Bu acılar seni daha iyi bir insan yapar." "Üçüncü özellik: Kurşun kalem, yanlış bir şey yazdığında bunu bir silgiyle silmene her zaman olanak tanır. Yaptığınız bir şeyi sonradan düzeltmenin kötü bir şey olmadığını anlamalısın. Aksine bu bizi adalet yolunda tutmaya yarayan en önemli şeylerden birisidir." "Dördüncü özellik: Kurşun kalemin en önemli kısmı, kalemin yapıldığı ahşabı ya da dışarı yansıyan şekli değil, içerisinde yer alan kurşunudur. O yüzden her zaman kendi içine bakmalı, en çok onu korumalısın." "Beşinci ve son özelliği ise: Her zaman bir iz bırakmasıdır. Aynı şekilde sen de hayatta yaptığın her şeyin bir iz bırakacağını bilmeli ve her hareketinin farkında olmalısın."

26 Aralık 2009 Cumartesi

DipNoT..

Sesini Duydum...
Konuşursun sesin yüksektir de engellerin vardır. Keşkelere ve sabırla bekleyişe , eşlik edeceklerin olsun istersin. İşte o desteğin küçük bir bölümüyüm. Sen geri dönmeyi bekleyen bir kağıt ta olabilirsin dokunma diye bağıranda. Yeterki sen haklı ol.
Yanındayız...

23 Aralık 2009 Çarşamba

Kanepenin Sağlam Tarafı.. :)



Mersin / Mut'un bir dağ köyünde dostlarla birlikte gezerken, yaşlı bir karı kocayı gördüm. Baktım bir kanepenin üzerinde oturuyorlar. İyice yaklaştığımda tezekten yapılmış evlerinin bahçesinde oturdukları kanepenin bir tarafınıntamamen kırık olduğunu, kanepenin sağlam tarafına sıkışarak oturduklarınıve sohbet ettiklerini anladım.

Yüzlerinde bir tebessüm vardı. Kanepenin bir tarafı tamamen kırılmıştı. Evin halinden ve karı kocanın kılık kıyafetinden maddi durumlarının hiç iyi olmadığı ve yeni bir kanepe alacak güçlerinin bulunmadığı hemen anlaşılıyordu.

Selamlaştıktan sonra, "Kanepe kırılmış!" dedim. Yaşlı adam büyük birbilgelikle cevap verdi: "Biz de sağlam tarafına oturuyoruz... Yetiyor bize..." Kadın da tamamladı: "He ya, yetiyor bize. Bak ne güzel oturuyoruz!"

Sevdiğimin elini daha sıkı sıkı tuttum... Öyle ya, aşk, bu kanepe neden kırık, neden yeni bir kanepe almıyoruz diye dırdır etmek, şikayet etmek yerine, "kanepenin sağlam tarafını paylaşmak" değil midir? "

Artık Aşk Nedir diye soranlara Verecek bir cevabım daha var “Kanepenin sağlam tarafını paylaşabilmek”