bu bendeki bir dert ki, anlatamam kimseye... kulak verip de beni dinler misin kardelen? sardı tüm benliğimi, mecalim yok gülmeye sen de benle ağlayıp, inler misin kardelen?
mis gibi sıla kokan eş-dost mektuplarında, taze güller yeşerir eski anılarında hatıralarla dolu gurbet akşamlarında hasret denen türküyü söyler misin kardelen?
bütün duygularını bir deftere yazmanın, dertlerini duymayan duvara anlatmanın içinde ne var ise, hep içine atmanın, ne demek olduğunu, bilir misin kardelen?
dostu oldum kaç defa sabahsız gecelerin. defterimde yeri yok anlamsız hecelerin. çözemedim bir türlü; bu zor bilmecelerin cevabını sen bana, çözer misin kardelen?
ne kadar tattırsa da ayrılık acısını, unutamazsın yine onun hatırasını. bir kenara bırakıp acısı, tatlısını hepsini bir kalemde siler misin kardelen?
anlat sen de içini, dök dışına ne varsa... hiç düşünme kalbimi, bırak yansın yanarsa. bu derdi sen benimle paylaşır mısın yoksa, bakıp bakıp halime, güler misin kardelen?
bilirim ben yerini, sormam sana nerdesin... senin yurdun dağlarda, sen hep yükseklerdesin. nasıl gelsem yanına, her zaman göklerdesin. eğilip de elimden tutar misin kardelen?
ah gurbet sen içimde dinmeyen bir sancısın... bazen iyisin amma, çoğu zaman acısın. ey kardelen sen bana neden çok yabancısın? çaldım işte kapını, açar mısın kardelen?
senin de gözlerin yaş... ağlamışsın besbelli yoksa sen benim gibi naçar mısın kardelen? bu topraktan çıkıp da karları delmişsin ya, mevsimin gelmeyince açar mısın kardelen?
derdimi de dinledin, sana ağır gelirse, yine toprak altına kaçar mısın kardelen? ya ölüm günü gelip alırlarsa ruhumu benimle gökyüzüne uçar mısın kardelen?
Bir sabah tanıdık bir şehre girerken Sıcak ve dost şeyler düşünür insan Tanıdık bir yatak bekler sizi Bir çocuk yüzü gülümser anılardan
Dost şehirler, sevgili, anne şehirler Nice anılar, nice mutluluklar yaşadım her birinizde Delikanlı bir sevinçle sokaklarınızdan geçtiğim oldu Kederli günlerim oldu aklımı yitiresiye
Sonsuz kareli bir film gibi Yaşamım geçiyor belleğimden Tekrar etmek duygusu Her şeyi yeniden, yeniden...
Bir sabah tanıdık bir şehre girerken Hüzünlü, tuhaf şeyler düşünür insan Sadece o şehrin değil Kendisinin de değiştiği duygusundan...
Ben ne zor günlerin şahidiyim, Çok savaştan çıktım sağ salimim. Yok kimseye ahım, Dost düşman sağolsun.
Kapandı tüm perdeler, taş duvarlar çöktüler üstüme birer birer.. Ezildim çoğu zaman, hayatın ağırlığını taşıyamayıp omuzlarımda. Kimi zaman hasret, kimi zaman yalnızlık yağdı dünyama, ıslandım. Kimi zaman acılar, kimi zaman sancılar bir bıçak gibi saplandılar yüreğime, kanadım...
Acısıyla, tatlısıyla, hasretiyle, sevdasıyla benim hikayemdi bu sadece. Ben yazmalıydım tüm satırlarını. Ben kurup cümlelerini, ben koymalıydım noktalarını, virgüllerini. Ben altını çizip vurgularının, ben silmeliydim silinmesi gereken kelimeleri.
Galibiyeti de mağlubiyeti de benimdi hayatın..
Öğrendim, düşünce ayağa kalkmayı, kanayan yaralarımı sarmayı.
Öğrendim.. Hayat karşısında dimdik ayakta durmayı, yeri gelince alaycı bir gülümsemeyle kendime tutunmayı...
Yar iyi ki varsın, Can sende son bulsun..
Şimdi her gün doğduğunda varlığına uyanıyor sevdam.. Her gün battığında da sevdan çıkıyor hayallerimde, rüyalarımda, uykularımda gün yüzüne. Artık yalnızlık değil, varlığın yağıyor, sırılsıklam ıslatıyor dünyamı.
Anlıyorum ki sadece nefes alabilmişim yokluğunda. İçten bir gülümsemeden uzak, sahteymiş tüm gülümsemeler. Kelimeler anlamsız, yetersiz, kimsesizmiş. Sevda, sevda değilmiş aslında bende, senmişsin. Ben, "ben" değilmişim aslında sende "ben" mişim..
Artık ikimizin olan bir hikaye var, sadece bizim olan.. Son noktasını hayatın koyacağı, son nefesimi verdiğimde...
Sen dar günümde helal lokmamsın, Yar demek yetmez, canımda cansın.. Her kulun hakkını, bahtını şansını, Verene bin şükür, iyi ki varsın.....
Sonsuz bir güven duygusuyla,dizlerine kapanıp ağlayabilirim içimdeki huzuru ifeda edememenin telaşıyla... 'Neler olacak?' diye düşünüp tüketmiyorum sevgimi,'ne güzel geçti bugün' diyerek hergün tazeliyorum yüreğimdeki yerini..
Öyle bir sevdanın omzuna yasladımki başımı... Rüyalarımın hepsi mavi... Tüm kalbimle çektim teslim bayrağını mavi rüyalarımın büyük aşkı,Mecnun kabul eylediğim sevdiğime karşı. Yokluk bu aşkın bürüneceği son kimlik olsun! Ayrılık,eğreti durur bu aşkta diz çöker sevdamızın kudreti karşısında...
Öyle bir sevdanın omzuna yasladımki başımı... sıkıca tuttu ellerimden yüreğime dokundu tüm hasretiyle... Düşecek gibi olduğumda desteğiyle güç verdi Düşürmek isteyenlere karşı çekti restini!
Öyle bir sevdanın omzuna yasladımki başımı... Ne gelecekse başıma senden gelsin Sensizlik düşüncesidir tek felaketim... İsyan edeceğim,aramızdaki yollara,seni bana getirecek olan da onlar olmasa! Senin için değer tüm zorluklara katlanmaya...
Öyle bir sevdanın omzuna yasladımki başımı YoLuNa yüReğiMi SeRMeYe DeĞeR! Sevdamı Yüreğinde SakLa YeTeR!!!
Hüzünbaz hüzünleri unut..Ayak diblerine kök salmış siyah’ı da ..Koş yeni demlenmiş yürek demime..Sokul ve mevzilen gözlerinde kuruttuğum kirpiklerime..Şarkılar sustu biliyorum..Söz sırası bizde..Mutluluğumuzdan alıntı birkaç çift umudumuz var dudaklarımıza ördüğümüz..Erişmese de ellerimiz ellerimize, bir yolumuz var özleminde yürüdüğümüz..Sana kaç gel demiyorum..Biliyorum hakkım değil bu..Bırak kanlı bir savaşın içinde geçsin ömrümüz..Çilekeş bir sonbahar yaprağına özensin gözlerimiz..Aynı tende, aynı gölgede yürümese de mavi düşlerimiz, aynı sevdanın ıslak cümlelerinde büyüsün adımız..İlintilensin kokun Cennnetle, bize aidatlansın ayrılık...Ne fark eder ki..Ben sendeyim...Sen bende...Bükülse de cümlelerimiz , sökülse de alfabemiz biz bir cümleyiz..Sen ve ben...İki harf bir cümleden ibaret mutluluk...
Mutluluğuma umudumu bağışlayan,
Biliyorum özlem kör topal zamanlarında ilerliyoruz..Sen benden uzakta, ben senden ırakta yürümekteyiz. Dışı düşsüzlüğe gebe kalmış bir sabahın koynunda boyun bükmekteyiz..Bazen gözlerimiz nemlenmekte, bazen de özlem aramıza perdelenmekte..Ama bırakmak yok sevgili..Mutluluk umuda gark olmuşsa, artık dönüş yok bu yoldan..Ölüm ölümümüzü öldürmeden gitmek yok sevgili..Bırak ellerinden içmeyeyim bir bardak suyu..Bırak gözlerinde sabahlamasın yüreğim..Uzaklarda bana ait bir cümle ol yeter..Koynumda sonbaharları kurban edemesen de bırak yanımda hep umut ol yarınlara...
Sığlığıma / içimdeki yalnızlığa bir dirhem hayatı aşılayan,
Sus dikenli telleri dudaklarına getirip kanatma yaralarını..Kavuşmamanın ızdırabına kanıp içme hüznün şerbetini..Bak kör bir yüreğe sevgiyi öğretiyorsun..Büyüyor içimde ölen bir çocuk..Yarım değil cümlelerim..Mutluluk fiilinden umut deryası cümleler kuruyorum mavilere..Rüzgarı omuzlarıma alıp bulutlara yeni göç yolları buluyorum..Biliyorum her yol sana...Biliyorum her söz sana..Evet zor yaşadıklarımız..Zifiri bir karanlık ilerlediğimiz, bir ölüm kalım savaşı göğsümüzden sildiğimiz..
Bırak aramızdaki özleme bakıp durma.. Kefenle gözlerindeki ıslaklığı.. Gün vuslat zamanı.. Gün bizi bizde yaşatma anı..
Doldur gözlerine kız cocuğu hayallerini.. Yürü bana doğru harf harf.. Yürü bana doğru dua dua.. Bir de gelirken bana, Bİr avuç maviyi çok görme sakın..
Unutma; Özlediğim kadar Sen’sin.. Sevdiğim kadar Ben’sin..
“ Seni özlemin en güzel yanı; Seninle her gün yeniden doğmak mavilere.. Hep nefes al emi.. Seninle hayatlansın bu hayatım....“
Sevda ki ; bir insanın yalnız gönlüne değil akıl ve düşüncesine , insanın elinde olan iradesine , kısacası bütün duygularına , manevi güçlerine egemendir . Daima kuşkular ve kuruntular içinde bulunmaktan zevk aldığı için , kulak ve göz her işittiği , her gördüğü şeyi onun mizacına göre işitip görmeye , akıl gücü her hükmünü onun istediğine göre vermeye mecburdur .